Her gün  bir yenisi daha eklenir insanın ömründen geçen zamana.

El sallar bir taraftan ömür, uzunca bir solukla geçtiğin yollardan.

Her bitiş bir başlangıçtır.

İnsan en çokta ölümle burun buruna gelirken ibret alır hayat için.

Hayat bir ölümse. Ölüm bir hayattır.

Fırtınalı bir denizse hayat sakin de bir denizdir.

Deniz aslında sakindir. Fakat koşullar bir fırtına.

Denizi coşturan koşullardır. Deniz sakindir. Sakin…

Üzülen dünyadır koca bir dünya. Deniz sakindir. Sakin…

Bir hayır alamet değildir bu dünyanın coşması. Verin o çiçeklerin hakkını verin dedim. Verin o çiçeklerin hakkını.

Ömür geçti. Vermediler o çiçeklerin hakkını.

Dünya değişti.

Deniz sakindir dedim. O sakindir.

Döndü bir baktı ki insanın haline.

O yüzden bu dünya gülemedi.

Bir dünya bıraktık biz çocuklara. Gülemeyen bir dünya.

Şimdi çocuklar sırtlandı bu dünyanın kan ağlayan yükünü.

Cefa, haşlanmış bir ömrü taşıyan kalıp bir tencere.

O kurbağa az kalsın ölüyordu.

GÜNÜN SÖZÜ:

‘Dili olan konuşur, derdi olan susar.’