Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel öyle şeyler yaptı ki…

Saraçhane’de mitingler yaptı.

Halkı sokağa çağırdı.

Sokaklar yangın yerine döndü.

Eylemciler, esnafın masa ve sandalyelerine el koyup ateşe vererek barikatlar kurdu.

Provokatörlerin de etkisiyle bazı kendini bilemezler, gece gündüz demeden devleti ve milleti için çalışan polislere taş, sopa, balta ve havai fişekle saldırdı.

Manevi değerlere kast edildi, evliyaların mezar taşları yıkıldı.

Ahirete intikal etmiş mukaddes bir anneye, toplu olarak edepsizce küfür edildi.

Anayasal düzeni yıkmaya yönelik sloganlar atıldı.

Toplumun sinir uçlarına dokunan pankart ve dövizler açıldı.

Yaşanan olaylar sebebiyle finans piyasaları önemli kayıplar yaşandı.

Medya kuruluşlarını tehdit etti.

Medya kuruluşlarının bağlı olduğu şirketlerin, boykot edilmesi yönünde çağrıda bulundu.

ABD, İngiltere ve Alman medyasına ülkemizi şikayet etti, kendilerinden yardım istedi.

                                                            ***

Bu saydıklarım Sayın Özel’in, devletimize ve milletimize yaşattığı kara tablonun sadece bir bölümü…

Tek sebebi de Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması.

Oysa bu ülkede geçmişten bugüne pek çok siyasetçi ve hatta siyasi parti genel başkanları bile tutuklandı.

Ama hiçbiri Özgür Özel’in bugün yaptıklarını yapmadı.

Sonuçta siyaset, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi gerektirir.

Hülasa tüm tuşlara aynı anda basmanın, hiçbir faydasının olmayacağını da unutmamak gerekir.

                                                          ***

Gelelim boykot meselesine…

Banka kartları ile yapılan alışveriş rakamları gösterdi ki Özel’cilerin, tamamen siyasi kaygılarla destekledikleri 2 Nisan boykotu hiçbir işe yaramadı.

Zaten aksi de düşünülemezdi.

Yeri gelmişken konuyla ilgili yaşadığım bir diyaloğu da paylaşmak istiyorum.

1 Nisan’da boykotu ısrarla destekleyen iş insanı birkaç arkadaşımla sohbet ediyorduk.

Boykot sayesinde ekonominin durma noktasına geleceğini ve yargının İmamoğlu ile ilgili karardan geri adım atmak zorunda kalacağını öne sürdüler. Ve akıllarınca da iktidara ders vereceklerini söylediler.

‘Bakınız; boykot mal ve hizmet kalitesini ya da fiyat politikasını beğenmediğiniz işletmelere karşı yapılabilir ama ideolojik amaçlarla boykot yapılamaz. Kimsenin siyasi amaçları uğruna insanların ekmek teknesine ve ülke ekonomisine zarar vermeye hakkı yoktur’ desem de hiçbiri bu söylediklerime kulak asmadı.

Bunun üzerine ‘madem boykotu bu kadar önemsiyorsunuz; yarın iş yerlerinizi açmazsınız’ herhalde dedim.

‘Ne münasebet!’ diye bir anda parladılar.

‘Durun bir sakin olun! Siz değil miydiniz tüketimi azaltalım da ders verelim diyen? O halde iş yerlerinizi kapatarak satış yapmamanız gerekmez mi? Hem boykotu destekleyeceksiniz hem de mal ve hizmet satışına devam edeceksiniz. Böyle iş olur mu?’ diye karşılık verdim.

Sonrası mı?

Uzun bir sessizlik…

Hülasa boykot saçmalığı adı altında yapılan iş, baştan sona samimiyetsizlik.

Ne dersiniz; haksız mıyım?