Bir olguyu körü körüne savunmakla doğruyu savunmak arasında dağlar farkı vardır. Dayatılan bir hayatı yaşamakla , doğruyu yaşamak arasında dağlar farkı. İnsan yalnızca bir doğru için bir çok şeyden vazgeçmeyi göze alabilir. Tek bir doğrunun bile getireceği şeylerin, vazgeçtiği bir çok şeyden çok daha kazançlı olduğunu bilerek. Bu görünmeyen bir ticarettir. Hayattaki en değerli alışveriş. Bizlere adledilen çok önemli bir vazife vardır. İyileştirici bir güç. Bir ticaret. Peki bazı şeyler neden bu kadar önemli ve değerlidir? İnsanın kendi ticareti adına dönüp baktığında kazançlı çıkması neden bu kadar zordur? Dayatılan bir hayat. Zorunluluklar. Kısıtlılıklar. İmkansızlıklar.Büyük bir piyanoya yer verebilirsen küçük bir örtüye de yer verebilirsin. Zira bu bütün toplumu etkiler.Fakat istersen küçük bir örtüye dahi yer veremeyebilirsin. Zira bu bütün toplumu etkiler. İşte dağlar farkı. Sanata sanatçıya ve sanatkara yer verilmeyecekse varoluşun ne önemi var? İnsan şöyle bir köşesine çekilmeyecekse gayretin ne önemi var? Yaratılış adına en mühim zamanlarda bu meşguliyetin sebebi nedir? Peki ya bu insanlar nereye doğru koşar? Hangi zahmetin peşinde savrulup giderken özüne yüz çevirir insanoğlu. Karanlıkta beliren aydınlığa, aydınlıkta beliren karanlığa yüz çevirir. Yalnızca aydınlık için yaşar insanoğlu. Karanlıkları gün bitimi seslenişleriyle çağırır, yeni bir günün başlangıcı olduğunu bilmeden. Karanlıktaki aydınlığa yüz çevirir insanoğlu. Kazançta bizleriz, kaybedişte. Bizleri kazançlı kılacak olan bugüne dek kaybettiklerimizdir ve gayrettiklerimiz. Ağlarken güler ya insan pekte anlaşılmaz aslında. Bilir misiniz bu insan gülerken de ağlar aslında. Delirmek bazen gerçekliğe verilebilecek en uygun tepkidir. Deliler doğrudur. Öyleyse şimdi kazanma vakti.
GÜNÜN SÖZÜ:
Bilir misiniz bilmem ama pekte bir şey bilmeyiz aslında.