Uyandır bizleri ey deli rüzgar. Kaç bahardır mevsim yelleri bu susuz topraklar. Bir kar tanesi bir yağmur bulutu ol. Enkazın ortasında yeşeren bir fidan gibi.
Sonra bir kelebek kanatlanır ruhunda en güzel pırıltıları taşıyarak.
Bir ses işitir bin ses duyurur. Sırtlanır yükleri acıları tabiat.
‘Gül gibi geldin, güller gibi gittin ardında en güzel kokuları bırakarak.
Yolun açık olsun.
Es- salâtü vesselâmü aleyke ya Rasulallah.’
Ol alem fahri Muhammed nebiler serveridir.
Ver salavat aşk ile, ol günahkarlar eridir.
-Yunus Emre
‘Yollar ki çok karışık. Kimi çöle çıkar, kimi de denizlere.
Ne çağlar yaşadı insanlık. Senden uzak, senden mahrum.
Ağlıyordu anneler. Ağlıyordu kız bebekler. Başına ne geleceğini nerden bilecekler?
Ağlıyordu kız bebekler. Dünya zulmün ve merhametsizliğin tam bir işgali altındaydı. Gecenin karanlığı gibi, hesabın en koyusundaydı. Art düşüncelerin sahipleri, kötülüğün sembolleri.’
Kararan gecelerin en aydınlık sabahları seninle doğdu. Nurun sadece o asra değil, her asra umut oldu. Gelişine muntazırdı gökler ve yerler. Işırdı muhabbetinle, aydınlanırdı yürekler. Bir tek elinle ne mucizeler gösterdin sen, bir tek elinle yâ Rasulallah.
Sen yok iken, dün yok, yarından ümit yok idi.
Yol kesmeler ne ki?
Es- salâtü ve’s- selâmü aleyke yâ Rasulallah…
Sen de bir beşersin. Sen de bir insansın. Ama bir benzerin var mı? Halbuki hayatın herkesi şaşırtacak kadar açık ve sade.
Öğrencilerden biri, yerdeki simit kırıntılarını topladı. Sınıf penceresinin kenarına koyup:
“Kurtlara, kuşlara helâl olsun şeytanlara haram olsun.” Dedi.
GÜNÜN SÖZÜ:
Keşiflerle dolu bir tatil.