Dünya Sağlık Örgütü’nün 1978’de Alma Ata’da yarattığı kıvılcım, 2000 yılında herkese sağlık stratejisinin geliştirilmesiyle bunun uzantısı olarak dünyada, “Sağlıklı Kentler Projesi “ başlatıldı. Bugüne kadar da proje büyük aşama kaydetti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi, Sağlıklı Kentler Projesi, 1986 yılında Avrupa’da seçilen 11 kent ile başlamış ve kısa sürede kıtanın 30 ülkesinde oluşturulan ulusal ağlar ile 1400 kent ve kasabaya ulaşmıştır.
Zaman içerisinde hareket daha da genişlemiş, Avrupa’da uygulanan stratejilerin kendi ortamlarına uyarlanmasıyla Avustralya, Kanada ve Amerika’da da bazı kentlere ulaşarak küresel bir hareket niteliği kazanmıştır.
Sağlıklı Kentler Projesi'nin amaçları ise kaynakların doğru kullanımını sağlamak, toplumun katılımını özendirmek ve arttırmak, bütünleşik kent sağlığı program ve planlarını hazırlamak, ulusal ve uluslararası proje ortaklıkları oluşturmaktır.
DSÖ “herkes için sağlık” sloganıyla yola çıkan hareketi kentlerin sağlıklı, temiz ve güvenli bir yerleşim yeri yaratmak üzerine deneyimlerini paylaşarak, tüm vatandaşların yaşamaktan mutlu olacakları bir çevre yaratmak, eşitlik temelinden yola çıkarak din, dil, ırk, kültür, sınıf ve düşünce farkı gözetmeksizin, eşit ve kaliteli bir yaşam ortamı sağlamak için sağlık, ulaşım, çevre gibi alanlarda ortak projeler geliştirmek olarak sıralanabilir.
Dünyadaki şehircilikle ilgili gelişmeler sonucu, kentlerde şehircilik anlayışı, "Çok kesimli" ve" Çok Merkezli" kentlerdir. Hatta "Büyüme Koridorları" adı verilen, şehirlerarası otoyolların, iki tarafına serpilip gelişen, "ÇEVRE ŞEHİRLERİ" şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Hülasa çağımızdaki şehirler, merkezi belli olmayan kentlerdir. Yeni kentlerin, nerede başlayıp, nerde bittiği bile belli değildir. Yüzlerce kilometrelik büyüme koridorlarının etrafında devamlı büyüyen ve gelişen kentler olarak gündemdedir.
Dünyada en ideal şehirler ise ormanla iç içe ama aynı şekilde merkezi belli olmayan ve bütün şehir imkânları da yanı başında. Yani Şehir-kır antitezlerini, sentezleyebilmiş kentlerdir. .
Eskişehir’ de “Sağlıklı kentler Projesi” ile dünyadaki kentlerle ilgili gelişmeleri ilk defa hayata geçiren, Tepebaşı Belediye Başkanı Sayın Dt. Ahmet Ataç olmuştur.
DSÖ ’nün “Sağlıklı Kentler Projesi”, Tepebaşı Belediye Başkanı, Sayın Dt. Ataç zamanında başarılı bir şekilde yürütüldü. Hatta yapılan çalışma, etkinlik ve faaliyetlerden dolayı Tepebaşı Belediyesi ödül ve övgü de alınmıştı
Tepebaşı Belediyesi, “Sağlıklı Kentler Projesi” ile elde ettiği şehircilikle ilgili kazanımlarına tanık olan, tarihçi, akademisyen, yazar, Sayın İlber Ortaylı, “Eskişehir’de yaşasaydım, Tepebaşı’nda otururdum” dedi.
Hiç şüphesiz ki, belediyelerin gerçekleştirdiği ve uygulamaya aldığı projelerde, kişilerin, fiziki, sosyal ve biyolojik çevreye ve bütünlüğüne, bakışı önemlidir. Bu alanlardaki karar verme sürecinde, yerel yönetimlerin yeri ve payı da büyüktür. Belediye hizmet ve projelerin başarıya ulaşması ise toplum katılımı ile eşdeğerdir.
Ayrıca dünyadaki bu gelişmelere bakıp da, ülkemiz ve Eskişehir’in, doğru şehirleşme için çok geciktiğini söyleyenler de olabilir. Oysa bu dönüşü olmayan bir yol da değildir
Yeter ki çağdaş şehircilik kriterleri, daima rehber ve hedef alınsın, kentin dünü, bugünü ve yarını değerlendirilerek, kentlerdeki şehirleşme serüvenleri, tam idrak edilebilsin ve bu idrakin ışığında, kararlı adımlar atılsın ve isabetli projeler yapılabilsin.
Ayrıca DSÖ’ün “Sağlıklı Kentler Projesi” ile elde edilen şehircilikle ilgili bilgi birikimi, ülkemizde dikkate alınır mı bilinmez ama son yıllarda kentlerde şehircilikle ilgili önemli sorunlar var.
Ülkemizde iç göçler, kır ve kent nüfusunun dengesi değişmekte, böylece orta büyüklükteki kentlerden büyük metropollere hızlı bir göç gerçekleşmektedir. Kentleşme; nüfus yoğunluğunun artması sonucu da pek çok sorun meydana gelmektedir.
Ülkemizde sağlıksız şehirleşmenin doğurduğu, sosyo-ekonomik ve kültürel problemler mevcuttur. Özellikle de “işsizlik” “sektörler arası dengesizlik”, “mahalleler şehirleşme dengesizliği”, “altyapı hizmetlerinde tıkanma”, “ çevrenin tahribi ve fiziki plansızlık”, “ gelir dağılımındaki adaletsizlik”,” sosyal tabakanın derinleşmesi” “kültür değişimi ve kültür boşluğu”,” toplum hayatında çözülme” gibi pek çok problemler çözüm beklemektedir.
Toplum katılımı, Sağlıklı Kentler Projesi için olmazsa olmaz konumdadır. Ülkemizde kentler, yerel bazdaki sorunlarını çözebilmesi ve çağdaş şehircilik kriterlerini yakalayabilmesi, toplum katılımındaki performansı ile eşdeğerdir.
Belediye başkanları, belediyelerin icraatına toplum katılımını, nasıl yansıtacaklar veya ne gibi yöntemlerle katılımı artıracaklar, halkın bilmesi gerekir. Çünkü halka rağmen, belediye hizmetlerinde, başarılı olmak mümkün değildir.
Ülkemizdeki kentler, hem akıllı, hem sürdürülebilir kent olmalıdır. Akıllı ve sürdürülebilir şehirler, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmıyor, aynı zamanda gelecek nesiller için daha sağlıklı ve daha adil bir dünya vaat ediyor
21.yüzyıl’daki enformasyon toplumlarının, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek, değerlerine, yeni değerler ilave etmek, istek ve arayışı, öyle görülüyor ki geleceğin şehirlerini belirleyici olacaktır. Geleceğin şehirleri de bugünkünden daha çok insan için yaşanabilir kentler olacaktır.