YENİ Parti’de kongre süreci yaklaşırken kafa karışıklığı devam ediyor.
Ancak bu sürecin eleştirilmesi gereken yanları da az değil.
Malumunuz, yeni sisteme göre “delege ağabeyliği” dönemi sona erecek, üye bazlı seçim yapılacak.
İlk bakışta kulağa hoş geliyor.
“Üye karar versin, demokrasi kazansın” diyorsunuz.
Ama siyasette her güzel görünen uygulama, gerçekten demokratik sonuç doğurur mu?
Çünkü bu sistemin zaman içerisinde mevcut il ve ilçe başkanlarını koruyan bir yapıya dönüşme ihtimali oldukça yüksek.
Dünkü yazımda İl Başkanı Talat Yalaz’ın il başkanlığını büyük ölçüde garantilediğini yazmıştım.
Bugün de aynı noktadayım.
Talat Yalaz’ın il başkanlığını sürdürmesini doğru buluyorum.
Çünkü kendisi bu süreçte bedel ödemiş, partinin zor dönemlerinde sorumluluk almış bir siyasetçi.
Elbette eleştirdiğimiz noktalar oldu, yine olacaktır.
Siyasetçinin eleştirilemez olması zaten demokrasinin ruhuna aykırıdır.
Ancak bütün bunlara rağmen bugün itibarıyla Talat Yalaz’ın il başkanlığını en fazla hak eden isim olduğunu düşünüyorum.
Hatta daha açık söyleyeyim:
Talat Yalaz’ın isminin bu süreçte değişmesi, sadece bir başkan değişikliği değil, ortaya konulan siyasi emeğin de yok sayılması olur.
Fakat aynı şeyi herkes için söylemek mümkün değil.
Özellikle Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar’ın uygulamaları ortada.
Sürekli küstüren, gruplaşmalara neden olan, insanları birbirinden uzaklaştıran bir siyaset anlayışı ortaya konuluyor.
Birileri sürekli ayrıştırılıyor.
Üstelik böylesine sancılı bir kongre sürecinde dahi gereksiz tartışmaların içerisine giriliyor.
Sonuç?
Oklar doğal olarak üzerine çevriliyor.
Eeee…
Bir yerde de “Artık yeter” denilmesi gerekmiyor mu?
İşte tam da bu noktada yeni sistemin demokratik tarafını sorgulamak gerekiyor.
Çünkü mevcut başkanın elinde zaten bir örgüt yapısı, bilinirlik, ilişki ağı ve üyelerle kurulmuş bir iletişim ağı var.
Yeni adayın ise bunların hiçbirine aynı ölçüde sahip olması mümkün değil.
O halde üyeye dayalı seçim yaparken, adayların üyeye ulaşma şartlarını da eşitlemek gerekmiyor mu?
Demokrasi sadece “üyeye soruyorum” demek değildir.
Demokrasi üyenin doğru bilgiye ve bütün adaylara eşit şekilde ulaşabilmesini sağlamaktır.
Aksi halde sandık vardır ama adil yarış yoktur.
Ve sandığın olduğu her yer, otomatik olarak demokratik değildir.
Bir başka çelişki de delege meselesinde ortaya çıkıyor.
Ön seçimden çıkan delegelerin oyuyla alınan bir karar daha sonra başka bir mekanizma tarafından iptal edilebilecekse insan ister istemez soruyor:
Eee, o zaman delege seçimleri neden yapılıyor?
“Delege seçimleri anlamsız” demek elbette doğru değil.
Ama son sözü delegenin söylediği bir sistemde, delegenin iradesini sonradan başka bir iradeyle etkisiz hale getiriyorsanız burada ciddi bir demokratik çelişki ortaya çıkar.
Dahası…
Delege sistemi kaldırılıyor diye “ağabeylik dönemi bitti” sanmayalım.
Eğer sistem doğru kurulmazsa ağabeylik gider, ağalık gelir.
Üstelik bu kez ağalık daha görünmez olur.
Çünkü sandık vardır.
Ama sandığa giden yol eşit değildir.
Ben Talat Yalaz’ın devam etmesini destekliyorum.
Çünkü bunu bir kişinin değil, ortaya koyduğu siyasi mücadelenin karşılığı olarak görüyorum.
Ama Talat Yalaz’ı desteklemek, sistemi eleştirmeyeceğimiz anlamına gelmez.
Tam tersine…
Talat Yalaz kazansın ama sistem kaybetmesin.
Çünkü mesele sadece kimin il başkanı olacağı değil.
Mesele, yarın öbür gün kimin başkan olacağını belirleyen sistemin gerçekten adil olup olmadığıdır.
Demokrasi, kazananı belirlemek kadar kaybedene de “Bu yarış adildi” dedirtebilmektir.
Delege ağalığını bitirirken, üye diktası yaratmayalım.
Demokrasiyi büyütelim derken, demokrasinin içini boşaltmayalım.
Sandığı kurmak kolaydır ama o sandığın gerçekten özgür olduğuna herkesi inandırabilmektir asıl mesele…
Yoksa demokrasi sandıkta değil, sandığa giden yolda kaybedilir.
İşte bütün mesele de burada düğümleniyor.
Talat Yalaz gibi bu süreçte bedel ödemiş, örgütte karşılığı olan ve bugün itibarıyla il başkanlığını hak eden bir ismin devam etmesini savunmak başka; Rahmi Çınar gibi uygulamaları tartışılan bir başkanın sadece sistemin sağladığı avantajlarla korunmasını eleştirmek başka.
Çok karışık bir mesele yani.
Çünkü demokrasi, mevcut başkanı koruyacak sistemi kurmak değil, hak edenle hak etmeyeni aynı şartlarda yarıştırabilmektir.
Kısacası Talat Yalaz’ın devam etmesine itirazım yok, benim itirazım, Talat’ı da Rahmi’yi de aynı sistemin korumasına bırakıp buna demokrasi dememizedir.