YENİ Parti’de yaşanacak kongre sürecinden inanın hiçbir şey anlamadım.

Anlatandan da anlamadım.

Konuşandan da anlamadım.

YENİ Parti İl Başkanı Talat Yalaz ile görüştüm.

Sağ olsun, sistemi basite indirgeyerek anlatmaya çalıştı.

Ben de anladığımı özetleyeyim.

Bu pazar günü bir delege seçimi yapılacak.

Ancak bu delege seçimi, geçmişte alışık olduğumuz delege savaşlarına benzemeyecek.

Malum…

Daha önce mahalle mahalle delegeler seçiliyordu.

Delegeler, çoğu zaman bazı siyasi aktörlerin gücünü temsil ediyordu.

Güçsüz olan sandıktan çıkamıyordu.

Güçlü olanın delegeleri ise kongrede güya demokrasi örneği sergiliyor ama sonuçta kendi adayını sandıktan çıkarıyordu.

Şimdi sistem değişiyor.

Burada asıl mesele delege seçimi değil.

Asıl mesele ön seçim.

O da 27 Eylül’de gerçekleşecek.

Aday olan, üyeye ulaşan, kendisini anlatan ve üyeden güven oyu alan kazanacak.

En yüksek oyu alan il başkanı olacak.

Örneğin ben, Süleyman ve Hamdi yarıştık.

Özge 1000 oy aldı.

İl Başkanı Özge olacak.

Sonra resmi kongreye geçilecek.

Orada tek adayla yarışılacak.

Delegelerin oylarıyla da güven tazelenecek.

Yani işin özü şu:

Asıl sandık kongrede değil, üyelerin önünde kurulacak.

Buraya kadar kulağa oldukça demokratik geliyor.

Ama siyasetin cilvesi de tam burada başlıyor.

Çünkü bu sistem, mevcut başkan açısından ciddi bir avantaj yaratıyor.

Üye en çok kimi tanıyor?

Mevcut başkanı.

Kimin örgüt üzerinde daha fazla görünürlüğü var?

Mevcut başkanın.

Kimin üyeye ulaşması daha kolay?

Yine mevcut başkanın.

Dolayısıyla rakiplerin işi geçmişe göre daha zor.

Eskiden delegeyi kazanmak gerekiyordu.

Şimdi binlerce üyeye ulaşmak gerekiyor.

Eskiden birkaç siyasi aktörle anlaşmak yeterli olabiliyordu.

Şimdi doğrudan üyenin karşısına çıkmak zorundasınız.

Bu nedenle son günlerde “Aday çıkacak”, “Talat Yalaz’a rakip geliyor” şeklindeki söylentilere itibar etmiyorum.

Ben şu aşamada ciddi bir aday olduğunu düşünmüyorum.

Bana kalırsa bunların bir kısmı örgüt içerisindeki dengeleri yoklamak, bir kısmı da içeriyi hareketlendirmek için yapılan hamleler.

Böyle bir aşamada aday çıkmaya bile kimse cesaret edemez.

Matematik ortada.

Mevcut il başkanı her zaman avantajlıdır.

Talat Yalaz’a “bay bay” denileceğini düşünmeyin.

Bence Yalaz yerini herkesten daha fazla garantiledi.

Hem Özgür Özel’in yanında durarak elde ettiği siyasi avantaj var…

Hem mevcut il başkanı olmanın avantajı…

Hem de üyeler tarafından daha fazla tanınmanın getirdiği avantaj…

Üçünü üst üste koyduğunuzda, ortaya çok güçlü bir tablo çıkıyor.

Boşuna plan kurmayın.

Tutmaz.

Öte yandan…

YENİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Rahmi Çınar’ı ezelden beri eleştiriyoruz.

Eleştirmeye de devam edeceğiz.

Ama siyaset biraz da sandık işidir.

Bugün üye kimi tanıyor?

Rahmi Çınar’ı.

Kimi biliyor?

Rahmi Çınar’ı.

Dolayısıyla sandıktan çıkma ihtimali de hiç az değil.

Yukarıdan bir el uzanıp “Sen adaylıktan çekil kardeşim” demediği sürece, Rahmi Çınar’ın 80 yaşına kadar güven tazeleyeceğine yemin ederim.

Şimdi gelelim meselenin özüne…

Bu sistem demokratik görünüyor mu?

Evet.

Üyeyi doğrudan işin içine katıyor mu?

Evet.

Peki mevcut yönetimi değiştirmek kolaylaşıyor mu?

Hayır.

Tam tersine…

Mevcut başkanın koltuğunu korumasını kolaylaştırıyor.

Çünkü yeni sistemde rakibin sadece delegeleri ikna etmesi yetmiyor.

Üyeyi tek tek ikna etmesi gerekiyor.

Üyenin karşısına çıkması, kendisini anlatması, güven vermesi ve mevcut başkanın karşısında neden daha iyi bir seçenek olduğunu anlatması gerekiyor.

Bu da siyasette hiç kolay bir iş değil.

O yüzden ben bu kongre sürecine şöyle bakıyorum:

Delege savaşı bitmiş olabilir ama koltuk savaşı bitmedi.

Sadece savaşın adresi değişti.

Eskiden delegelerin kapısı çalınıyordu.

Şimdi üyenin kapısı çalınacak.

Ve sandık kurulduğunda herkes şunu görecek:

Kim örgütte konuşuyor, kim gerçekten üyede karşılık buluyor?

İşte asıl sınav bu.

Benim bugünkü fotoğraftan gördüğüm ise şu:

Talat Yalaz’ın karşısına çıkmak isteyenlerin işi hiç kolay değil.

Hatta fazlasıyla zor.

Çünkü siyasette bazen kazanmak için sadece rakibinizden daha iyi olmanız yetmez.

Rakibinizin sahip olduğu avantajları da aşmanız gerekir.

Yalaz’ın bugün hem makam avantajı var, hem tanınırlık avantajı, hem örgüt avantajı, hem de siyasi pozisyon avantajı.

Dolayısıyla…

Talat Yalaz’ı koltuğundan indirmek isteyen varsa, önce üyeyi ikna edecek.

Delegeyi değil.

Örgüt ağabeylerini değil.

Kulisleri değil.

Dedikoduyu değil.

Üyeyi.

Çünkü bu kez son sözü kulisler değil, sandık söyleyecek.

Ve sandık bazen bütün hesapları bozar.

Ama şu anki tabloya bakınca benim gördüğüm başka:

Hesap yapan çok olabilir.

Ama Talat Yalaz için hesap bozan bir tablo henüz yok.

O yüzden boşuna plan kurmayın.

Tutmaz.