AK Parti’de üçüncü geleneksel aile pikniği gerçekleşti.
Ben de malum dün düşüncelerimi aktardım.
Öğlen saatlerinde telefonum çaldı.
İsim yok!
Açtım.
Arayan AK Parti Teşkilat Başkanı Erkan Koca.
Sesini önce alamadım.
“Numaram kayıtlı değil mi?” dedi.
“Normalde kayıtlı ama ismin çıkmadı” dedim.
“Ya sen bugün bir yazı yazmışsın, Gazi’nin yemeği gelmedi diye. Gelmiş yemeği” dedi.
“Yooo, gelmedi” dedim.
“Kaç dakika bekledi?” diye de ekledim.
Aslında benim yazı makara amaçlı ama bir anda sorunca ben de yanıt veriyorum işte…
“Gaziler yanımda” dedi.
“Yemekleri gelmiş.”
Yandan da bir ses geliyor.
Sonra telefonu aldı abimiz.
“Özge Hanım yazmışsınız ama bizim yemekler geldi.”
“Abi ben Gazi derken bizim gazeteci Gazi’yi dedim, sizi demedim” dedim.
Ama ben o sırada ölüyorum gülmekten.
Bir ara “Dalga mı geçiyorlar benimle?” diye düşünmedim değil.
Yok…
Gayet ciddiler.
Meğer Gazi arkadaşlar Erkan Koca’yı bulmuş.
“Özge Zaim’e ulaşın” demiş resmen.
Abi yanlış anlaşılmasın.
Ben bizim muhabir arkadaş Gazi’den bahsettim.
Ulan Gazi!
Senin yüzünden tekzip yiyordum.
Erkan Bey’le sonra mesajlaştık.
Öldük gülmekten ama…
Ya arkadaşlar, anladınız mı?
Benim olayları nasıl çektiğimi?
Özge, etliye sütlüye karışmadan, ortadan bir övgü, biraz nezaket yazısı yazayım diyorum.
Onda bile olay beni buluyor.
Kimseye dokunmayayım diyorum, onda dahi bir şey yaşanıyor.
Kibar olayım diyorum, kendimi ifade etmek için kırk takla atıyorum.
Artık yeter!
Hayır, atar gider yapsam, birilerine rest çeksem, “Bundan sonra böyle!” diye ortalığı ayağa kaldırsam vallahi bu kadar başım ağrımaz.
Demek ki benim hatam, fazla kibar olmakmış!
O yüzden radikal kararımı buradan ilan ediyorum.
Bundan sonra kibar yazı yok bende!
Yanlış anlaşılacaksam bari bile isteye yanlış anlaşılalım.
Birileri alınacaksa bari gerçekten alınacak bir şey yazmış olayım.
Tekzip yiyeceksem de bari hakkını vereyim.
Çünkü insanın en çok zoruna giden hak etmediği tekziptir.
Gazi’nin gelmeyen yemeğinden bile tekzip yiyordum.
Eee…
Bu saatten sonra herkesin içinden geçerim ben.
Hiç değilse yediğim tekzip içime siner!
Öte yandan…
Şimdi hakkını da teslim edelim.
Erkan Koca, sağ olsun, yazıyı görür görmez meseleyi aydınlatmak için aradı.
Hem de “Benim yemeğim geldi” diye değil, gazilerin yanında olup onların hakkını savunmak için…
Kendisine buradan teşekkür ediyorum.
Numarayı da kaydettim bu ara da…
Ararsa açmayayım diye.
Şaka şaka!
Malum isimsiz numaradan arayınca insan bir an “Eyvah, şimdi hangi yazının hesabını vereceğim?” diye düşünüyor.
Kıssadan hisse…
Gazilerimizden bir kez daha özür diliyorum.
Sizin yemeğiniz gelmiş, mesele yok.
Benim derdim sizinle değil, bizim Gazi’yle!
Erkan Başkan’a da teşekkür ediyorum.
Yazıyı görüp geçmek yerine aradı, sordu, meseleyi netleştirdi.
Bu da teşkilatçılık açısından ayrıca kıymetli.
Ama sevgili okur…
Ben artık kararımı verdim.
Kibar yazı yazmayacağım.
Çünkü ben kibar yazınca Gazi’nin yemeği bile siyasi mesele oluyor!
Bundan sonra yanlış anlaşılacaksam da bari hak ederek yanlış anlaşılacağım.
Tekzip yiyeceksem de bari “Ne yazmış bu kadın?” dedirtecek bir şey yazmış olayım.
Bekleyin.
Çok sert geliyorum.