Eskişehir Rumeli İş İnsanları Derneği (ERİAD) Başkanı Rüştü Şentuna, yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştıkları Kızılinler Termal Turizm Projesi’nde kritik aşamaya gelindiğini açıkladı.
Projenin arkasında 100 sanayicinin bulunduğunu belirten Şentuna, 250 yataklı termal ve sağlık turizmi tesisinin Eskişehir’e kazandırılması için bugüne kadar gerekli yatırımların ve çalışmaların yapıldığını söylüyor.
Şentuna epey uğraşıyor anlayacağınız…
Emeği büyük.
Bunu teslim etmek lazım.
Aslında ben bu topa hiç girmeyecektim.
Çünkü meselenin iki tarafının da kendine göre haklı olduğu yanlar var.
Hatta Rüştü Şentuna’nın yanına gidiyorum, demeç alıyorum.
“Bir de Gürhan Başkan’ı sert eleştireyim” diye çıkıyorum.
Sonra Gürhan Başkan’a yanıt hakkı veriyoruz.
Bu kez onun anlattıkları da haklı geliyor.
Geçenlerde kendi kendime “En iyisi bu topa hiç girme” dedim.
Yazmadım da…
Ama kamuoyundaki tartışmaya baktığımda, Albayrak’a haksızlık edildiğini düşünmeye başladım.
Çünkü Albayrak’ın söylediklerine biraz da satır aralarından bakmak gerekiyor.
Albayrak geçenlerde şöyle bir açıklama yaptı:
“İmzayı bizim attırmadığımızı iddia edenler varmış. Öyle bir şey söz konusu değil.”
Ardından sürecin önünü kendilerinin açtığını söyledi.
Peki, mesele nasıl buraya geldi?
Şentuna bir dönem, “AKP’li bir iş insanı projeyi engelledi” şeklinde bir açıklama yaptı.
Adı geçen iş insanı da bu açıklamaya tepki gösterdi.
Sonrasında konu çözüldü.
Fakat bu kez oklar Albayrak’a çevrildi.
Albayrak’ın açıklaması ise aslında başka bir noktaya işaret ediyor.
Diyor ki:
“Bugün Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi’ne ya da Odunpazarı Belediyesi’ne gittiğinizde bir inşaat ruhsatı almak için bir yıl, hatta bir buçuk yıl bekleyen insanlar var. Adam bütün evraklarını teslim ediyor ama ruhsat sürecinin tamamlanmasını bekliyor.”
Ben buradan ne anlıyorum?
“Bürokratik süreç neyse o. Senin projen için özel bir işlem yapıp sıranın önüne geçirmem.”
Yani mesele projeye karşı çıkmak değil.
Mesele projeye özel bir ayrıcalık yapmamak.
Bence Albayrak’ın anlatmak istediği tam olarak bu.
Çünkü ortada “Kızılinler’e yatırım yapılmasın” diye bir açıklama yok.
“ERİAD’ın projesini istemiyoruz” diye bir tavır da yok.
Tam tersine, “Sürecin önünü biz açtık” diyor.
O zaman tartışmayı “Kim engelledi, kim imza attırdı?” noktasından biraz çıkarıp başka bir yerden okumak lazım.
Bu proje neden üç yıldır konuşuluyor?
Şentuna’nın emeği ortada.
100 sanayici projenin arkasında.
Eskişehir’in termal ve sağlık turizmi açısından böyle bir yatırıma ihtiyacı var.
Bunda hemfikiriz.
Ama bir yatırımın arkasında 100 sanayicinin olması kamu kurumlarında diğer yatırımların önüne geçmesi gerektiği anlamına gelmez.
Bugün sıradan bir vatandaş aynı evraklarla aylarca bekliyorsa, yatırımcı da bekleyecek.
Devletin, belediyenin, bürokrasinin kuralı kişiye göre değişmeyecek.
Çünkü adalet biraz da burada başlıyor.
Bir projeyi desteklemek başka şeydir, o projeye ayrıcalık tanımak başka…
Ben Albayrak’ın sözlerini bu ayrım üzerinden okuyorum.
Şentuna’nın emeğine saygım var.
Kızılinler Projesi’nin gerçekleşmesini de istiyorum.
Ama bir projenin gerçekleşmesini istemekle, o proje için kuralları esnetmek aynı şey değil.
100 yataklı ya da 250 yataklı bir otel bir ay geç başlarsa Eskişehir ölmez.
Ama kamu düzeninde “Bana sıra gelince kural, başkasına gelince torpil” anlayışı yerleşirse, işte o zaman hepimiz kaybederiz.
O yüzden bu tartışmada taraf seçmek yerine bir başka şeyi hatırlamak lazım:
Şentuna yatırım için mücadele ediyor, Albayrak ise kendi ifadesiyle sürecin herkes için aynı işlemesini savunuyor.
İkisi aynı anda doğru olabilir.
Ve belki de bu meselede aradığımız suçlu aslında hiç yoktur.
Bazen ortada bir engel yoktur.
Sadece…
Sırasını bekleyen bir süreç vardır.
Ve devlet işlerinde en zor şey de galiba budur!
Herkese “Evet” demek değil, herkese aynı anda “Sıranı bekle” diyebilmek.