Kamuoyu baskısı olmadan neden olmuyor?

Eskişehir’de son günlerde yaşanan iki gelişme, aslında şehrin yönetim anlayışı açısından önemli bir gerçeği yeniden ortaya koydu.

Kamulaştırma kararı alınan sağlık arazileri ve uzun süredir onay bekleyen Kızılinler projesi… Süreç uzadıkça ortam daha da gerildi kurulan cümleler keskinleşti ve maalesef sorumlular sorun etrafında karşı karşıya geldi.

Her iki konuda da kamuoyunun, siyasetin ve yerel aktörlerin ısrarlı takibi sonrasında gerekli düzeltmelerin yapılması ve beklenen onayların gelmesi elbette sevindirici.

Ancak asıl sorulması gereken soru şu:

Bu işler neden kamuoyu baskısı oluşmadan sonuçlanmıyor? Hakikaten her meseleyi yüksek sesle çokça konuşarak hatta adeta yaygara kopararak mı halletmeliyiz.?

İktidar temsilcilerinin görevi yalnızca Ankara’dan gelen olumlu kararları duyurmak değildir. Bunu biz zaten yapıyoruz. Bu bizim işimiz.

Asıl görev, Eskişehir’in ihtiyacı olan projelerin önünü açmak, bürokratik engelleri zamanında görmek ve ilgili kurumların kapısını kamuoyu gündeme taşımadan çalmaktır.

Çünkü siyaset sadece sonuç açıklamak değil, sonucu almadan önce süreci yönetmektir. Yoksa ortada bu ve benzer konu başlıklarını krize dönmeden farkına varamama mı var? Yok canım öyle olmamalı tabii ki .

Kızılinler projesinde de sağlık arazileri konusunda da kamuoyunun gündem oluşturması, tartışma yaratması ve ısrarcı olması sonrasında gelişme yaşanması ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Eskişehir’in meseleleri ancak kamuoyu baskısı oluştuğunda mı Ankara’nın gündemine geliyor? En son Hüseyin Akçar ile gerçekleştirdiğimiz sohbette de o da galiba böyle halledeceğiz artık demişti.

Elbette burada hiç kimsenin emeğini küçümsememek gerekir. Sonuçta doğru kararların alınması Eskişehir adına kazanımdır. Mesele bu şehrin meselesi.

Fakat iktidar temsilcilerinden beklenen, bu kazanımların kamuoyu baskısıyla değil, güçlü bir siyasi takip ve ön alıcı bir çalışma ile elde edilmesidir.

Eskişehir’in artık “bekleyen”, “onay bekleyen”, “düzeltme bekleyen” projeler şehri olmaktan çıkması gerekiyor. Gerçekten meselenin farkında mıyız? Meseleyi gözden kaçıran sonra düzeltmek için mücadele eden ve düzeltince de müjdeleyen aynı taraf değil mi?

Muhalefetin görevi elbette iktidarı denetlemek, eksikleri gündeme taşımaktır. Kamuoyunun görevi de gerektiğinde sesini yükseltmektir.

Ama iktidar temsilcilerinin görevi, bütün bunlar yapılmadan önce şehrin hakkını aramak ve şehrin önünü açmaktır.

Çünkü bir şehrin kazanımı, son anda alınmış bir karar değil; zamanında gösterilmiş siyasi iradenin sonucu olmalıdır.

Eskişehir artık sonuçları alkışlamaktan çok, sonuçların neden daha önce alınamadığını da sormayı öğrenmeli.

Ve iktidar temsilcileri de şu soruya kendi içinde cevap vermeli:

“Bizi harekete geçiren kamuoyu baskısı mı olacak, yoksa Eskişehir’in ihtiyacı mı?”

İktidar temsilcilerinden beklenen sorun çıkmadan olumsuz durumu engellemek

Meseleye doğru yerden bakıp, doğru tahlil etmek lazım. Her ne kadar marifet iltifata tabi olsa da, gecikmiş, ertelenmiş dahası gözden kaçmış bir hizmeti şehre yeniden kazandırabilmek başarı değil mahcubiyet hissettirmeli.