Malumunuz CHP’de sonbahar mevsim normallerinden çok erken başladı.

Bugün de en önemli bir yaprak dalından ayrılıverdi..

Mansur Yavaş Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti..

Aslında bence bu istifa birden bire gerçekleşmek yerine bilinçli olarak Sayın Yavaş tarafından kontrollü bir şekilde bugüne getirildi.

Son günlerde partinin hiçbir etkinliğine bilinçli olarak katılmayan Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşme genel başkanın bilgisi olmadan gerçekleştiği iddiası ile tepki çekti ve “siyasi aidiyet” tenkitleri peşi sıra geldi.

Ben tüm bu gelişmelerin gerçekten Mansur Yavaş’ın planlı siyasi basamakları olduğunu düşünüyorum..

Gelelim yoluna bağımsız belediye başkanı olarak devam etmek isteyen Mansur Yavaş’ı rahatlatacak iyi taraflara..

Cumhuriyet Halk Partisi’nin dağılma paralel olarak kurulan Yeni Parti’nin kendi içerisindeki dinmeyen birçok gürültü ile düzen kurma döneminde bir belediye başkanının verebileceği en doğru karar Bağımsız olarak devam etmektir.

Hem kendisini hem seçmenini rahatlattı Sayın Yavaş..

Parti talimatlarından bağımsız karar alarak devam edecek.

Seçmene doğrudan hesap verecek.

Farklı birçok kesimi bir araya getirebilecek..

Daha rahat işbirlikleri hayata geçirilebilecek.

Bu süreç aslında siyasi pazarlıkların da kızıştığı bir dönemdir.

Mansur Yavaş’ın kapısı her zamankinden daha çok çalınacaktır..

İlla ki dezavantajları da olacaktır.

Belediye meclisinde yalnız kalabilir.

Saha çalışmalarında zorlanabilir.

İktidar ile kurabileceği iletişim zorlaşabilir.

Finansman sorunu da yaşayabilir..

Lakin Mansur Yavaş üç günlük siyasetçi değil

Bunların hepsini öngörerek tartarak bağımsız bir belediye başkanlığı kararı aldığını düşünüyorum ve doğru bir karar aldı diyorum.

Peki, başka bir plan da yeniden gündeme gelmiş olabilir mi?

“Ben bir daha belediye başkanı adayı olmayacağım” beyanı olan Mansur Yavaş aslında Cumhurbaşkanlığı adaylığı düşünüyor olabilir mi?

Bence ciddi bir olasılık ile böyle..

Hukuken de mümkün ama sonuç tartışılır.

Ama tam 100.000 seçmenin desteğini sağlayıp aday olması mesele..

İşte burada tüm planlar havada kalabilir..

Hülasa ne mutlak butlanmış..

Yıldırım gibi düştü ve solda ciddi bir afet yaşandı..

Sonbaharın ardı kara kış gibi görünüyor.

Şimdi gelelim yerel gündeme (!)

Bugün Eskişehir ..

Bir aday açıklaması, bir siyasi fay hattı

Siyasette bazen bir cümle, söylenişinden çok yarattığı sonuçlarla tartışılır.

Eskişehir’de YENİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı kongre sürecinde yaşanan son gelişmeler tam da böyle bir tablo ortaya çıkardı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin Odunpazarı İlçe Başkanlığı için Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı’ya açık destek vermesi, parti içindeki dengeleri bir anda görünür hale getirdi. Ünlüce’nin “Benim tek bir oyum var, onu da Cevahir Çalıkuşu’ndan yana kullanacağım” sözleriyle tercihini açıklamasının ardından Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt mevcut ilçe başkanı Rahmi Çınar’a, İl Başkanı Talat Yalaz da Çınar’a destek veren bir pozisyon ortaya koydu. İbrahim Arslan’ın da kendi desteklediği isim yönünde açıklama yapmasıyla birlikte mesele artık yalnızca bir ilçe başkanlığı seçimi olmaktan çıktı.

Asıl dikkat çekici olan ise şu:

Bir ilçe kongresi, Eskişehir siyasetindeki aktörlerin birbirlerine göre nerede durduğunu gösteren bir teste dönüştü. Oysa parti içi seçimlerde farklı adayların olması demokrasinin doğal sonucudur. Nitekim YENİ Parti’nin Odunpazarı sürecinde üyelerin oylarıyla yöneticilerini belirleme yaklaşımı öne çıkarılıyor.

Sorun adayların farklı olması değil.

Sorun, bu farklılıkların siyasi aktörler arasındaki kırgınlık ve kamplaşma görüntüsünü büyütme ihtimalidir.

Ayşe Ünlüce’nin bir aday lehine açıklama yapması elbette siyasi bir tercihtir ve bir parti üyesinin kendi oyunun rengini açıklaması demokratik siyasetin içinde değerlendirilebilir. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı gibi Eskişehir siyasetinin en görünür aktörlerinden birinin açıklaması, doğal olarak sıradan bir üyenin açıklamasından daha fazla siyasi anlam taşır.

Nitekim hemen ardından gelen açıklamalar da bunun göstergesi oldu.

Bir tarafta Ünlüce’nin desteklediği aday…

Diğer tarafta Kazım Kurt’un ve Talat Yalaz’ın destek verdiği isim…

Ve farklı bir siyasi ağırlık merkezi olarak İbrahim Arslan…

Böylece Odunpazarı kongresi, ister istemez “Kim kimi destekliyor?” sorusunun öne çıktığı bir siyasi mücadeleye dönüştü.

Mesele sadece Cevahir ya da Rahmi değil

Burada isimlerin ötesine bakmak gerekiyor.

Çünkü asıl mesele Cevahir Çalıkuşu Yazıcı’nın mı, Rahmi Çınar’ın mı kazanacağı değil.

Asıl mesele, kongreden sonra YENİ Parti Eskişehir örgütünün nasıl bir siyasi atmosferle yoluna devam edeceğidir.

Kazanan adayın karşısında diğer adayın destekçileri olacak. Ancak eğer süreç sonunda “bizim ekip kazandı, sizin ekip kaybetti” anlayışına dönüşürse, kaybeden yalnızca bir aday olmayabilir.

Parti içindeki güven duygusu da kaybedilebilir.

Üstelik Eskişehir siyasetinde son aylarda zaten önemli kırılmalar yaşandı. İl ve ilçe örgütleri etrafındaki tartışmalar, görevden almalar ve sonrasında yaşanan siyasi saflaşmalar, örgüt içi ilişkilerin ne kadar hassas olduğunu gösterdi. İbrahim Arslan’ın temmuz ayında Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe örgütlerinin görevden alınması üzerine yaptığı sert açıklamalar da bu gerilimin arka planını ortaya koymuştu.

Dolayısıyla bugün yaşananları yalnızca bir “aday yarışı” olarak okumak eksik kalır.

Siyasette en zor şey: Birlikte çalışabilmek

Seçimler gelir ve geçer.

Kongreler yapılır.

Bir aday kazanır, diğeri kaybeder.

Ama ertesi gün aynı insanlar aynı siyasi yapının içerisinde birlikte çalışmak zorundadır.

İşte siyasetin gerçek sınavı tam burada başlar.

Bugün farklı adayları destekleyen Kazım Kurt, Talat Yalaz, İbrahim Arslan ve Ayşe Ünlüce yarın aynı siyasi hedefler için aynı masanın etrafında oturmak zorunda kalabilirler.

Bu nedenle bugün kullanılan her cümle, yarının ilişkilerini de etkiler.

Siyasette bazen kazanmak kadar, kaybedenle birlikte yol yürüyebilmeyi başarmak da önemlidir.

Eskişehir’in ihtiyacı yeni bir kırgınlık değil

Eskişehir siyaseti bugüne kadar farklı siyasi görüşlerin ve farklı aktörlerin bir arada bulunduğu bir yapı ortaya koydu.

Bugünkü tartışmanın da kalıcı bir ayrışmaya dönüşmemesi gerekiyor.

Çünkü Odunpazarı İlçe Başkanlığı bir siyasi makamdır; fakat Eskişehir siyasetinin tamamı bundan çok daha büyüktür.

26-27 Eylül’de üyeler sandığa gidecek ve tercihlerini yapacak.

Sandıktan kim çıkarsa çıksın, ertesi gün siyasetin devam edeceği unutulmamalı.

Belki de bugün bütün tarafların kendisine sorması gereken soru şu:

“Benim desteklediğim aday kazanmazsa ne olacak?”

Cevap, “Yolumuza birlikte devam edeceğiz” ise mesele çözülebilir.

Ama cevap “Biz ve onlar” noktasına gelirse, bir ilçe kongresinin yarattığı kırgınlık Eskişehir siyasetinde çok daha uzun süre hissedilebilir.

Çünkü siyasette asıl güç, sadece kendi adayını kazandırmak değildir.

Asıl güç, kendi adayını desteklerken karşı tarafla yarın yeniden aynı masaya oturabilecek siyasi olgunluğu koruyabilmektir.

Odunpazarı kongresi bu açıdan yalnızca bir ilçe başkanlığı seçimi değil, Eskişehir siyasetinin birlikte hareket etme kapasitesinin de bir sınavı haline gelmiş durumda.

Ve bu sınavın sonucunu yalnızca sandık belirlemeyecek.

Asıl sonucu, sandıktan sonra kurulacak ilişkiler belirleyecek. Ve kim kazanırsa kazansın oluşacak kırgınlıklar ildeki siyasi rotayı belirleyecek.