İnanın gazetecilik yapıp ve meslek etiği olarak aslında sosyal hayatta sevdiğiniz değer verdiğiniz insanları eleştirmek zorunda kalmak belki de bu mesleğin en zor tarafı..
Ama adil olmak ya mesele,
Ve tarafsız olmak hatta bunu yapmaya da mecburuz..
Önce yumuşak başlayalım istiyorum, bazı kalemler yazdıkça yumuşamaz, yazdıkça sivrilir. Gazetecilikte de böyledir.
Efendim siyasette iyi bir danışman, siyasetçinin sadece yanında bulunan biri değil; doğru karar vermesine, doğru iletişim kurmasına ve krizleri yönetmesine yardımcı olan stratejik bir akıldır.
Strateji oluşturan, objektif bakış açısı sağlayan, kamuoyu ile iletişimi yöneten, kriz yönetebilen, gözü kulağı sahada olan, hızlı düşünebilen,
İMAJ VE İTİBAR KONUSUNDA UYARAN VE O SİYASETÇİYİ HATALARDAN KORUYAN DANIŞMANLARDIR..
Bu kısmı özellikle büyük harfle yazdım…
Meselenin özü her durumda “efendim siz ne derseniz o” diyen kişiden danışman olmaz.
Gerektiğinde itiraz edebilen ve alternatif üretebilen kişiler danışman olmalı.
Öngörüsü güçlü olmalı..
Ama merkezinde siyasetçiyi koruyan kollayan olmak ile beraber korumak zorunda kalabileceği sıkıntıların yaşanmaması..
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce üzerinde oluşturulan baskılar sonrası malumunuz üzerine Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılıp Yeni Parti’ye geçti..
Burada bu baskının adreslerinden en önemlisi de danışmanlarıdır..
Ardı ardına o kadar çok kriz yaşandı ki buraya gelene kadar,
Hayvan barınakları, ESKİ meselesi, öteki beriki birçok mevzu gündeme geldi:
Hepsinde başkan hedefte ve ortada kalakaldı.. Yönetilemeyen krizlerden hep Ayşe Ünlüce yara aldı.
İnsan geleceği düşününce Yeni Parti’ye geçişi sürecinde kendisi ile alakalı nasıl bir plan yapıldı kimse detaylarını bilmiyor ama bence danışmanlarının planı başka.
Ayşe Ünlüce’yi koruyan değil adeta oradan oraya savuran bir plansızlık ya da bambaşka bir plan var.
Şehirleşmek demek panayır havasında güle oynaya her gün vur patlasın çal oynasın anlayışı ile olmamalı.
Mutlu şehrin formülünün temelinde sorunsuz değilse de daha az problemli şehirlerde olur..
Festival fikri çok güzel ama ismini verdikleri Porsuk ıslah edilmemiş durumda.
Ve şehrin göbeğinde korkunç kötü bir koku ile bir festival gerçekleşti.
Festivaller elbette bir şehre canlılık katar, turizm hareketliliği getirir, lakin belediye hizmetlerinin önceliklerinin önüne geçmemesi gerekmektedir.
Dahası siyasi açıdan da risklidir
Çünkü festival görünür bir hizmettir. Sahne kurulur, sanatçılar gelir, kalabalık oluşur ve sosyal medyada çok sayıda görüntü paylaşılır. Buna karşılık altyapı yatırımı daha az görünür olabilir.
Bu nedenle belediyenin “görünen hizmet” ile “gerekli hizmet” arasındaki dengeyi iyi kurması gerekir.
Kısacası: Festival şehir hayatının rengi olabilir; fakat şehirleşmenin temeli olamaz. İyi belediyecilik, hem şehri yaşatır hem de şehri geliştirir.
Bunların hepsini farklı farklı pencerelerden araştırmak tahlil etmek ve sadece şehrin değil Başkanın tüm bu etkinlikler içerisinde nasıl göründüğünü de hesaplamak gerekir.
Ben Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin iyi gibi servis edilen ama kendisine son derece zarar veren bir kastın içinde olduğunu ve bunu tamamen kendi iyi niyeti ile göremediğini düşünüyorum.
Sayın başkan, bence artık bu kadar iyi niyetli olmayın, bu kadar teslim olmayın ve biraz “Hayır” diyebilin
Her yerde olmak aslında hiçbir yerde olmamaktır.
Altın çöp kovasında saklanmaz.
Duracağınız yere siz karar verin.