Eskişehir Osmangazi Üniversitesi…

Yakın zamana kadar eğitim alanında şehrimizin gözbebeğiydi.

Özellikle 2018-2022 yılları arasında altın dönemini yaşadı.

Dönemin Rektörü Prof. Dr. Kemal Şenocak’ın gayretleriyle geçmişten gelen kronik sorunlar bir bir ortadan kaldırılırken akademik, idari ve mali konularda peş peşe önemli adımlar atıldı.

Bunun sonucunda bilimsel üretkenlik hızla artarken akademik alanda da zirveye koşan bir üniversite ortaya çıktı. Ve iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ), uluslararası akademik sıralama endekslerinde sadece Türkiye’nin değil dünyanın en başarılı üniversiteleri arasında yerini almayı başardı.

Üstelik bu baş döndürücü değişim sadece akademik ve idari alanlarla da sınırlı kalmayarak sıkça dile getirilen velakin bir türlü temenniden öteye geçemeyen; ‘üniversiteler şehirle bütünleşmeli’ söylemi de yine Rektör Şenocak döneminde hayat buldu.

Görev süresi boyunca Tıp Fakültesi Hastanesi binasının yenilenmesi için Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığı’na her sene gerekli başvuruları gerçekleştiren Şenocak, Ankara’da bu kritik meselenin çözümü adına siyasi ve bürokratik temaslarına aralıksız devam etti.

Derken; Sayın Şenocak YÖK üyeliğine atandı ve onun yerine Kamil Çolak rektörlük görevine geldi.

Ne yazık ki ESOGÜ’deki ibre de hızla tersine dönmeye başladı.

2023 yılı için hastane binasının yenilenmesi için Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığı’na talepte bulunmaması, Çolak dönemindeki hatalar zincirinin bir başlangıcıydı. Sonrasında ise köşemizde de sıkça dile getirdiğimiz farklı konulardaki krizler gündeme geldi.

Nitekim eski Rektör Şenocak döneminde zirveye yerleşen ESOGÜ’nün o eski günlerinden artık eser yoktu.

***

Takvim yaprakları 18 Ağustos 2026’yı gösterdiğinde ise görev süresi dolan Çolak’ın yerine yardımcısı Emine Gümüşsoy rektör olarak atandı. Yönetimde sürekliliğin önemine inanıyor olacak ki idari alanda pek fazla değişikliğe gitmedi. Açıkçası bu konuda kendisine hak vermiyor değilim.

Ama ne gariptir ki ESOGÜ Rektörü Sayın Gümüşsoy’un açıklamalarına baktığımızda, geçmiş dönemden süre gelen sorunlarla hiçbir ilgisi yokmuş da ilk kez muhatap oluyormuş gibi bir tavır içerisinde olduğuna tanık oluyoruz.

Oysa Sayın Gümüşsoy önceki dönemde Ocak 2024’ten itibaren rektör yardımcısıydı.

Başta Tıp Fakültesi Hastanesi olmak üzere üniversite yerleşkesinin barındırdığı deprem riski ve akademik alanda yaşanan dramatik düşüş de dahil, bugünkü tüm sorunlar kendisinin rektör yardımcısı olduğu dönemden miras kaldı.

Bu yüzden Rektör Gümüşsoy ne geçmiş dönemin menfi izlerini yok sayabilir, ne de o dönemin kendisine yüklediği sorumluluğu reddedebilir.

Sonuçta bu hikaye kendisi adına yeni başlamadı…

Yorum sizlerin.

Bendeniz cuma günü yine buradayım.

Beklerim efendim…

GÜNÜN SÖZÜ:

Geçmiş değiştirilemez ama telafi edilebilir.

- John F. Kennedy