AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, geçtiğimiz günlerde “URAYSİM yükleniyor” şeklinde bir paylaşım yaptı.

Dikkatimi çekti.

“Acaba ne oluyor?” diye merak ettim.

Danışmanı Enes Yalçın’a sordum.

“Olumlu sürece girdi” dedi.

Yani işler yolunda.

Yıllardır konuşulan, beklenen, zaman zaman gündeme gelen o hayal yeniden hareketleniyor.

Eskişehir’in Alpu ilçesinde kurulması planlanan URAYSİM; tren, lokomotif, metro, tramvay ve bunların parçalarının test edilmesi, araştırılması ve uluslararası standartlarda sertifikalandırılması amacıyla geliştirilen bir araştırma ve test altyapısı.

Kısacası…

Eskişehir açısından önemli bir proje.

Umarım süreç tamamlanır, yıllardır konuşulan bu yatırım gerçekten hayata geçer.

Bu noktada emeği geçenlere, sürecin ilerlemesine katkı sunanlara teşekkür etmek gerekir.

Gürhan Albayrak’a da bu konudaki çabaları için teşekkür ederiz.

Buraya kadar gayet ciddi.

Şimdi ise size çok saçma bulacağınız, tamamen mantıksız ve konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şey söyleyeceğim.

Hatta gülün.

Alay edin benimle.

“Yuh Özge!” deyin.

“Ne saçmalıyorsun?” deyin.

Deyin demesine de…

Ben yine de söyleyeceğim.

URAYSİM deyince benim aklıma uzay geliyor.

Evet.

Biliyorum.

URAYSİM’in uzayla hiçbir ilgisi yok.

Tren var.

Lokomotif var.

Metro var.

Tramvay var.

Test var.

Araştırma var.

Ama benim beynim bunların hiçbirinde kalmıyor.

“URAYSİM” kelimesini duyduğu anda zihnim başka bir yere gidiyor.

Uzaya…

Kuantumla ışınlanma falan düşünüyorum.

Bir bakıyorum, Eskişehir’den çıkmışız.

Bir başka boyuttan geçiyoruz.

Sonra aklıma şu geliyor:

Düşünsenize…

Tramvaya biniyoruz.

Ama bildiğimiz tramvay değil.

Yeni nesil.

Düşünce gücüyle çalışıyor.

Kart basmaya gerek yok.

Şoför yok.

Ray var mı, onu da bilmiyoruz.

Tramvayın içine oturuyorsun.

Gözlerini kapatıyorsun.

“Bugün hangi evrene gitsem?” diye düşünüyorsun.

Ve…

Hop!

Başka bir evren.

Mesela bir durak Eskişehir.

İkinci durak Mars.

Üçüncü durak başka bir galaksi.

“Bir sonraki durak…

Samanyolu.”

“Lütfen araçtan inerken uzay boşluğuna düşmeyiniz.”

Biliyorum.

Saçmalıyorum.

Ama insanın hayal gücü bazen böyle çalışıyor.

Bir kelime, insanın kafasında başka bir kapı açıyor.

URAYSİM de benim kafamda nedense raylardan çıkıp uzaya gidiyor.

Belki de yıllardır hayalini kurduğumuz şeylerin en güzel tarafı bu.

Önce birileri hayal ediyor.

Sonra konuşuluyor.

Sonra proje oluyor.

Sonra yıllarca bekleniyor.

Sonra bir gün “olumlu sürece girdi” deniyor.

Ve bir bakmışsınız, yıllar önce hayal gibi görünen şey gerçeğe dönüşmüş.

O yüzden ben biraz daha ileri gideyim.

Bugün Alpu’da trenleri, tramvayları test edecek bir merkez hayal ediyoruz.

Yarın kim bilir…

Belki gerçekten başka bir şey hayal ederiz.

Belki Eskişehir’den dünyanın dört bir yanına giden hızlı trenler…

Belki Türkiye’nin teknoloji üssü olan bir Eskişehir…

Belki de benim kafamda olduğu gibi, düşünce gücüyle çalışan tramvaylar…

Gerçi o sonuncusu biraz fazla oldu.

Ama olsun.

Hayal etmek de parayla değil ya kardeşim.

Hem kim bilir…

Belki bugün “ne saçmalıyorsun?” dediğimiz bir şey, yarın bir başkasının projesi olur.

Şimdilik trenler raylarda kalsın.

Benim tramvay da biraz daha beklesin.

Ama hayaller yürüsün.

Hatta mümkünse…

URAYSİM’den uzaya kadar yolu açık olsun.