CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü’nün yeğeni Tunç Gülen, uzun süredir mücadele ettiği hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Ancak böylesine acı bir günde yaşandığı iddia edilen bir olay, üzerinde durulmayı fazlasıyla hak ediyor.
İddiaya göre Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin Danışmanı Ayhan Kavas, cenazede bulunanlarla selamlaşırken “bir kişinin” elini sıkmadı.
Ardından o kişiye parmağıyla işaret ederek, kendisi hakkında tweet atılması veya bir şey söylenmesi halinde “bedelini çok ağır ödersiniz” şeklinde bir uyarıda bulunduğu öne sürüldü.
Şimdi soruyoruz:
Burası neresi?
Bir siyasi parti toplantısı mı?
Bir belediye koridoru mu?
Hayır!
Burası cenaze avlusu!
İnsanların acısını yaşadığı, bir yakınının son yolculuğuna uğurlandığı yer.
Eskiden cenazelerin bir adabı vardı.
İnsanlar birbirini sevmese bile o gün kavga etmez, hesaplaşmaz, acıya saygı gösterirdi.
Şimdi ise cenaze avlusunda bile sosyal medya hesaplarının hesabı soruluyor!
Bir belediye danışmanı, kendisini eleştirenlere karşı neden böyle bir üslup kullanma ihtiyacı hisseder?
Eleştiri varsa cevap verilir.
Haksızlık varsa hukuk yolu bellidir.
Beğenmediğiniz bir tweet varsa yine hukuk oradadır.
Ama “bedelini ağır ödersiniz” şeklinde algılanabilecek bir ifade, hele ki bir cenaze ortamında, son derece ağır bir iddiadır.
Ayhan Kavas’ın bu iddiaya açıkça cevap vermesi gerekir.
Söyledi mi, söylemedi mi?
Söylediyse neyi kastetti?
Söylemediyse, o zaman çıkıp açıkça yalanlasın.
Çünkü danışmanlık makamı, insanlara parmak sallama makamı değildir.
Kamu görevi, eleştiriden muafiyet sağlamaz.
Tam tersine, makam büyüdükçe sorumluluk büyür.
Sizi övenlerle iyi geçinmek kolaydır Ayhan Kavas…
Asıl mesele sizi eleştirenlere nasıl davrandığınızdır.
Hele ki karşınızdaki insanın bulunduğu yer bir cenaze avlusuysa, orada siyasi hesaplaşmanın, kişisel öfkenin ve güç gösterisinin hiçbir bahanesi olamaz.
Cenaze hesaplaşma yeri değildir.
Makam tehditkâr bir üslubun kalkanı değildir.
Ve kimse kamu görevinden aldığı gücü, kendisini eleştirenleri sindirmek için kullanma hakkına sahip değildir.
Bu nedenle Ayhan Kavas’a düşen, öfkeyle tepki vermek değil; kamuoyunun karşısına çıkıp bu ağır iddiaya net bir cevap vermektir.
Eğer bu sözleri gerçekten söylediyseniz, bir insanın yakınını son yolculuğuna uğurladığı cenaze ortamında bunu yapmayı kendinize nasıl yakıştırdınız?
Kendinizi eleştirenlere karşı bu kadar sertleşmenizin sebebi nedir?
Danışmanlık makamı size eleştirenlere gözdağı verme yetkisi mi veriyor?
Ya da bu gücü kimden alıyorsunuz?
Yoksa makamın verdiği güçle kişisel tepkiyi birbirine mi karıştırıyorsunuz?
Şimdi söz Ayhan Kavas’ta…
Cenaze avlusunda bu sözleri söylediyseniz, çıkın ve neyi, kimi, neden tehdit ettiğinizi kamuoyuna açıklayın!