Son 63 yılın en düşük seviyesinde

Çarpık kentleşmeye dikkat çeken Kaya, “Ülkemizde,  hızlı ve çarpık kentleşme, kontrolsüz nüfus artışı ve göçmen akımı, endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya çıkan katı ve sıvı atıklar, katı atık depolama tesislerinin yanlış yer seçimleri, su havzalarının imara açılması, rant odaklı madencilik faaliyetleri, tarım alanlarında bilinçsiz gübre ve tarım ilacı kullanılması yerüstü ve yeraltı suyu kalitesini ciddi olarak tehdit etmekte ve su kaynaklarımız hızla kirletilmektedir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan en son, 2022-2023 su yılı), yağış raporuna göre; son 5 ayda yaşanan yağışların normallerinin yüzde 39 altında olduğu ve son 63 yılın en düşük seviyesinde olduğu belirtilmektedir. Benzer şekilde şehrimizin içme ve kullanma suyu kaynaklarını kapsayan havzamız da hem kuraklık, hem de kirlilik tehdidi altındadır. Yer altı sularının seviyesindeki düşüş öncelikle çiftçilerimiz tarafından da fark edilir düzeydedir. Sivrihisar’ın güney bölgelerindeki obruklar yer altı sularındaki durumu daha da çarpıcı şekilde göstermektedir” dedi.

Yaşananlardan ders çıkarılmalı

Kaya, şöyle devam etti, “Su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi, ihtiyaç önceliklerine uygun olarak sürdürülebilir bir şekilde kullanımının sağlanması öncelikli olarak çözüme kavuşturulması gereken bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. DSİ 2022 yılı faaliyet raporunda Türkiye’nin Yatırım Bütçesinden son yıllarda aldığı payın içme suyu projelerinin hedeflenen sürede tamamlanmasını mümkün kılmadığı belirtilmektedir. Çözüm olarak önerilen belirli ölçekteki belediyelerin içme suyu tesisleri işletmesinin yap-işlet-devret veya işlet-devret modeli ile ihale edilmesi suyun özelleştirilmesi anlamını taşımaktadır ki kabul edilemez bir öneridir. 6 Şubat günü yaşadığımız Kahramanmaraş depremleri geniş bir coğrafyada büyük yıkıma yol açmıştır. Depremler sonucu beş milyona yakın kişinin bölgeden göç ettiği tahmin edilmektedir. Kalanlar ise yaşam mücadelesi vermektedir. Gelinen noktada en büyük sıkıntılar barınma, hijyen ve elbette temiz suya erişimde yaşanan zorluktur. 15 Mart günü Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya’nın bir bölümünde yaşanan sel ve taşkınlar depremzedelerin daha da mağdur olmasına yol açarken, seller nedeniyle Şanlıurfa’da 16, Adıyaman’ın Tut ilçesinde 3 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Dere taşkın yataklarının imara açılması bir kez daha felaketle sonuçlanmıştır. Çalışmaların yaşananlardan ders çıkararak bilim ve tekniğin rehberliğinde yürütülmesi, kalıcı yerleşimlerin kadim kentlerimizin kimliklerinin kaybettirmeden, çevreyle, ekosistemle uyumlu, iklim değişikliğine duyarlı, yeşil alanı, parkı, sosyal donatı alanlarıyla bir bütün içinde oluşturulması önem taşımaktadır.

Kaynak: HM

Editör: Şehir Gazetesi